Yaratıcı Şarap Tadımından Geriye Kalanlar

Geçtiğimiz hafta sonu liseden arkadaşımın düzenlediği yaratıcı şarap tadımı etkinliğindeydim. Şarabı ilham kaynağı olarak alıp bize çağrıştırdıkları hakkında yazdık. 

Yönerge: Şarabı kokla ve 30 saniye boyunca çağrıştırdıklarını not al, şarabı tat ve 2 dakika boyunca çağrıştırdıklarını not al, son olarak 5 dakika içinde bu çağrışımlardan çıkan bir öykü yaz.


Şarap I - Terra, Narince

Koku & Tat: yeşil, çimen, çimler yeni biçilmiş, bahar başlangıcı, tişörtle dışarı çıktığın ilk gün, first date, heyecanlı, pozitif ve negatif bir arada, hem umutlusun, hem "aman bir şey olmayacak ki" diyorsun, bahar gelmiş, doğa uyanmış, sen de uyanıyorsun, kalbini açmaya hazırlanıyorsun ama ya kazma kürek yaktırırsa?

Öykü: Bardan içeri girdi. Rezervasyon onun adına değildi. Çocuğun adını söyledi ve yerine oturdu. O mu erken gelmişti? Çocuk mu geç kalmıştı? Çocuk geç kaldıysa kötü bir şeydi bu. Tam surat asmıştı ki tuvaletten çıkıp geldi çocuk. Masanın başında durdu ve gülümsedi. Elini uzattı. O da tuttu affallamış halde. Çocuğun gözleri parlıyordu. Belki de talihi bugün dönecekti. İçinde kelebekler uçuşmaya başladı. Çocuk hem yakışıklı, hem nazik, hem zevkli, hem ilginçti. Tüm gece birbirlerine içlerini açtılar. Gecenin sonunda içinden geçirdi, "İşte bu!" Tam kalkarlarken çocuk kulağına eğilip bir şeyler fısıldadı. Duydukları karşısında başından kaynar sular döküldü. Hiçbir şey söylemeden kalktı ve kalbi kırılmış şekilde evine döndü.


Şarap II - Stark-Condé, Sauvignon Blanc

Koku & Tat: gizemli, perili/tozlu/mistik bir köşk, kendisine çekiyor, girmeye tırsıyorsun ama davet ediyor, sana büyü yapıyor, seni ele geçiriyor

Öykü: İçeri giriyorsun. Kapı ardından kapanıyor. İçeride yüz yıllık ahşabın çıtırdamaları var. Daha çok ayağının altından geliyor. İlerliyorsun. Etrafta eşyalar var. Sanki ev boşaltılmadan terk edilmiş. Ne olmuş da terk edilmiş acaba? İlerliyorsun. Karşına kocaman bir sandık çıkıyor. Dışarıdan karga sesleri geliyor. Adeta aklından geçenleri okumuşlar ve seni uyarmaya çalışıyorlar. Dinlemiyorsun. Korksan da büyü seni ele geçirdiği için yavaşça kapağa uzanıyor ve güçlükle kaldırıyorsun. İçinden çıkan tozlar seni hapşırtıyor. Kendini toparladıktan sonra sandığın içini karıştırıyorsun. Çeşitli kumaşlar, perdeler, örtüler arasında bir zarf buluyorsun. Kimden olduğunu anlamak için içini açıp imzaya bakıyorsun ve bunun yüz yıl önceye tarihlenen sana yazılmış bir mektup olduğunu anlıyorsun. O anda idrak ediyorsun ki yazarı da sensin.


Şarap III - Antioche, Barburi

Koku & Tat: pekmez, şeker, kuru üzüm, bal, huzur, şömine, dışarıda kar var, is, soba, şömine, kestane, dışarıda kar, cozy, sıcak, dışarısı soğuk, kar fırtınası, fırtınalı bir ortam, duygu karmaşası, seni koruyor, ona sığınıyorsun, sığınma, shelter, kime sığınırız?

Öykü: Kar fırtınası içinde yol alırken kavgaları da en az fırtına kadar şiddetleniyordu. Sesler yükseliyor, suçlamalar havada çarpışıyordu. Nasıl olsa birazdan evde olacaklar, her zaman olduğu gibi birbirlerinin yüzüne bakmadan uyuyacaklardı. Derken araba tekledi, sarsıla sarsıla birkaç metre gidip duruverdi. Etrafta da kimse yoktu. Yol yardımı aradılar ama hava şartlarından ötürü çok fazla arıza olduğu için sıranın onlara gelmesine çok vardı. Arabada birbirlerine baktılar. Az önce ettikleri kavga sanki başka bir evrene aitti gibi geldi onlara. İnsanların birbirlerine sığındıklarını hatırlamaları için neden illa zorluk çekmeleri gerekiyordu? İkisi de bilmiyordu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Denizde Taş Sektirmek