Böyle Bir An
– Aa, Esincim!
Esin başını şakıyan sese çevirdi. Ağzı kulaklarında o yüz. Özlediği o masmavi bakışlar. Saçlarını boyamayı bırakmış. İpek gibi beyazları yakışmış. Sarıldılar. Yanında Ozan. Yine aynı mavilik. Sıra ona geldiğinde ikisi de duraksadı. Önce hangi taraftan? Bocalamalarına güldüler. Temkinle yanaklarını değdirdiler. Sonrası sessizlik.
– Uzun zaman oldu, dedi Esin. Böyle bir anda başka ne denebilirdi ki? Kadın sergiden söz açtı. Esin Ozan’ın sol elini merak etti. Göremedi. Kollarını arkasında birleştirmiş. Gerildiği her an yaptığı gibi. Bu bile değişmemiş.
– Şarap alır mısınız?
Garson tepsiyi uzatınca Esin hemen avucunu kaldırdı.
– Ben almayayım.
Kadın bir adım geri attı. Esin’in ellerini tuttu.
– Yoksa?
Esin başını salladı. Kadın ona sıkıca sarıldı. Sesi titreyerek kulağına fısıldadı.
– Ben de diyorum, bir şey farklı.
Esin Ozan’la göz göze geldi. Anlam arayan bakışlar. Sarılmaları bitince kadın yine ellerini tuttu.
– Hep derdim, hatırlarsın. Senden harika olur.
Ozan aradığını buldu. Kıpırdandı. Boğazını temizledi. Esin’e dönerken gülümser gibi oldu.
– Çok mutlu olun.
Esin uzakta lavabodan çıkan Efe’yi gördü. Vedalaşmak için bir şeyler geveleyip hızlı adımlarla ona yöneldi. Efe yüzüne baktı.
– N’oldu sana?
– Yok bir şey. Hapşırdım da. Birkaç kez.
Böyle bir anda başka ne denebilirdi ki?
Yorumlar
Yorum Gönder